Neden danışman?

Niye danışman?

  • Nedir bu sistemli çalışmak?
  • Ya kalite standartları?
  • Kurallar kaideler?
  • Mevcut düzen ile uyum sağlayacak mı?
  • Kaç para ödeyeceğim bu bilemediğim işe?
  • İş konularımı, ticari sırlarımı riske mi atacağım?
  • Personel bu eğitime nasıl bakacak?
  • Zaman kaybı olabilir?
  • Sitemli çalışmıyor muyum?

İSO nedir? Kalite standart’ıdır. Aslında işinizi yürüten her sistem kendi başına bir İSO dur. Yani bir işyerinde yapılanlar yazılıyorsa, yazılanlarda yapılıyorsa, bunları da belli zaman dilimlerinde kontrol edip sonuç çıkaran varsa içiniz rahat etsin.

Dünya kalite ev güvelik standartlarını firmanızda uygulamak istiyorsanız, Size uygun kalite ve güvenlik sistemi ile mevcut yapınız birleştirilerek işinizin daima güvenli, düzenli ve kontrol edilebilecek şekilde devamı sağlanacaktır.

Maliyet; Uzman arkadaşlarımızla az zamanda uygun formül bulunacaktır. Ödeyeceğiniz çalışma saat ücreti de az olacaktır. Yani ne istiyorsanız ve ne kadar istiyorsanız o kadar ödeyeceksiniz.

Şirket koç’luğu basit haliyle

Bir benzetme yapacak olursak; Yaşam koçu hayatımızı düzene sokar şirket koçu ise işimizi. Yani kişisel destekler sorun olan ve kendi farkında olmadıklarımızı bize sunarken, Şirket koçu’da her şey yolunda görünen işyerimizin aslında ne kadar hantal ve yüksek maliyetli çalışmalarda bulunduğumuzu gösterir.

Pazarlama ya da finans bölümü kendiişlerini yaparken; mali işlerden, yönetimden, pazarlama stratejilerinden ya da hukuktan yani bir bütünden anlaması beklenemez. Siz üretim yaparken günde aslında ne kadar üretim yapabileceğiniz, ya da devlet hangi konularda teşvik uygulamasına geç mi gibi konuları düşünmeye/öğrenmeye ne zamanınız nede imkânınız vardır. Elemanlarınız kendilerini geliştirmeye fırsat bulamaz biz bu zamanı en uygun şekli ile size sunarız. 

Küreselleşen dünya ile ne zaman tanışmayı düşünüyorsunuz?

Yönetim Danışmanına Ne Zaman İhtiyaç Duyulur?
Her zaman duyulabilir. Tıpkı doktora gitmek için hastalanmanız gerekmediği gibi. Düzenli kontroller için de gidilir doktora. Bugün gelişmiş ülkelerde ortalama 10 kişiye 1 danışman düşüyor. Hemen hemen tüm şirketler, hayatlarında en az 5 kere  danışmanlık hizmeti alıyor. Türkiye'de ise durum çok farklıdır. Kendi sağlığımızdan bir benzetme yapalım; Mesela mideniz ağrısa hemen birileri gelip "ben şu ilacı aldım, iyi geldi, sen de dene" der. Kimse "ağrın şiddetliyse, sürekliyse mutlaka bir doktora git" demez. Neden bir doktora gitmiyorsunuz?

Türkiye'deki işletmelerin %99'unda durum böyledir.
İşletmede yaşanan mali, yönetsel ya da finansal sorunlarda danışmana gitmek yerine etraftan tavsiyelerle hareket edilir ya da "elin adamı bizim işten ne anlar" denir ve şirket kendi içine kapanır. "Biz bu işi çözeriz" diyerek hazırlanan listelerden personel ismi, telefon, elektrik, kahve-çay-şeker, kırtasiye, akaryakıt harcamaları "birinin aklına göre" çizilmeye başlanır. Böylece şirket her krizde "panik", her kriz beklentisinde tıpkı bir zamanlar borsamızda olduğu gibi "panik atak" yaşar, şirket bir türlü büyüyemez, bırakın büyümeyi küçülür de farkında olmaz.

Oysa "elin adamı" yani yönetim danışmanı, şirketin ana faaliyet konusunun uzmanı değil, destekleyici konuların uzmanıdır. "Faaliyet konusunun uzmanı yok mudur?" derseniz, elbette vardır. Tıpkı tıptaki ihtisas alanları gibi, belli sektörlere ya da konularda ihtisas sahibi olmak mümkündür. Örneğin "üretim danışmanı" olmak gibi. Hangi uzmana ve ne kadar ihtiyacız olduğunu da size biz söyleyeceğiz.

Gelin bir fırsat verin. Kaybınız sadece geç kalmak olacaktır.

Söz veriyoruz;

Üretiminiz artacak. Maliyetleriniz düşecek. Satış kanallarınız artacak. Karlarınız katlanacak. Riskleriniz azalacak. Destekleriniz artacaktır.